|
Lazerin Klasik Tedavi Yöntemlerinden Farklılıkları Nelerdir?
En önemli farkı ağrısız, anestezisiz (iğnesiz) çalışma imkanı sunmasıdır. Lazerin özelliği diş hekimine diş yada diğer dokulara temas etmeden, dokunma ve bastırmadan çalışma imkanı sunmasıdır. Dolayısıyla, klasik döner aletlerle kıyaslandığında basınç, titreşim ve ısıyı devreden çıkardığı görülür. Lazer ışını, cihazın ucundan çıkan suyla birleşerek (hidrokinetik enerji) dokuya iletilir. Lazer çoğu vakada anestezi kullanmadan, ağrı oluşturmadan tedavi şansı tanır. Bu sayede hastanın tedavi sonrası (iğne yapılan hastada hissizlik nedeniyle konuşma ve yemek yemede zorluk gibi) günlük sosyal hayatı etkilenmez. Bir önemli avantajı da, ağızda yapılan cerrahi işlemlerde çok daha az travmatik çalışılmasına bağlı olarak ödem (şişlik) ve ağrının asgari düzeye indirgenmesidir. Steril bir ameliyat sahası oluşturduğu için de enfeksiyon riski azalır.Çoğu hastada antibiyotik kullanımına ihtiyaç duyulmaz.
Lazerin Değişik Türleri de Diş Hekimliğinde Kullanılmakta mıdır?
Lazerler 1960 yılından beri genel tıp ve diş hekimliğinde kullanılmaktadır.Önceleri sadece yumuşak dokuda kullanılan lazerler vardı. Daha sonraları çürük temizlenmesinde ve cerrahi olarak kemikte de kullanılabilen sert doku lazerleri devreye girdi.Günümüzde ise hem sert hem de yumuşak dokuda kullanılabilen kombine lazerler tercih edilmektedir.Bunda da Er-Cr:YSGG (Waterlase) en etkin ve en çok kullanılan lazerdir.
Lazer Sihirli Bir Değnek Midir?
Lazer günlük hayatımızın içinde yer alan teknolojik bir ürünüdür. Barkot okuyucularından tutun da, ses ve ışık gösterilerine, askeriyeden, sağlık sektörüne sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Lazer diş hekimliğinde alternatif bir tedavidir. Hiçbir zaman mucizevi bir cihaz olarak görülmemelidir. Ancak klasik yöntemlere göre birçok avantajı olduğu için günümüzün ve geleceğin teknolojisidir. Bugün Türkiye'de kullanıcı sayısı onlarla ölçülürken, gelecekte yüzlü sayılara ulaşacaktır. |